11 Kasım 2022 Cuma

Dua

 Dua hadislerden derlenme 5

Cumanız Kuranlı ibadetli dualı sadakalı hayırlı ve mübarek olsun😊



RABBimiz bizim ışığımızı tamamla ve bizi affet(mağfiretet) SEN her şeye gücün yetensin 


RABBim günahımı mağfiret et Rahmet kapılarını aç

RABBim günahımı mağfiret et Lütuf kapılarını aç


ALLAHUEKBER KEBİRA VELHAMDULİLLAHİ KESİRA SUBHANALLAHİ BUKRETEN VE ESİLA

ALLAH büyükte  büyüktür ALLAHa hamdimiz çoktur sabah akşam tesbihimiz ALLAHadır


ALLAHım nefsimi SANA teslim ettim bütün benliğimle SANA yöneldim işlerimi SANA emanet ediyorum sırtımı SENİN kudrketine dayadım SENİN Rahmetinden ümit varım gazabından korkuyorum SENİN dergahından başka ne iltica edilecek yer var nede güvenilir bir mekan SENİN merhametine sığınıyor ve SENDEN eman diliyorum diliyor ve indirdiğinin Kitaba gönderdiğin PEYGAMBERe (aleyhiselatuvesselam)imanımı ikrar ediyorum 


ALLAHım kuvvetsiz ve çaresiz kaldığımı halk nazarında hakir görüldüğümü ancak SANA arz eder SANA şikayet ederim

Ey Merhametlerin en Merhametlisi olan ALLAHım herkesin hakir görüpte dalına bindiği çaresizlerin RABBi ancak SENSİN  benimde RABBİM ancak SENSİN SEN beni kötü huylu yüzsüz bir düşman eline düşürmeyecek kadar merhamet sahibisin 

ALLAHım SENİN gazabına uğramayayım ne çekersem ona katlanırım fakat SENİN af ve mağfiretin bunları bana yaptırmayacak kadar geniştir

ALLAHım SENİN gazabına uğramayayım İLAHi rızandan uzak durmaktan SENİN o zulmetleri aydınlatan ve ahiret işlerini yoluna koyan İLAHİ NURUNA sığınırım

ALLAHım SEN razı oluncaya kadar affını dilerim ALLAHım her kuvvet her kudret ancak SENİNle kaimdir 


RABBim ALLAHım

Ümmi Peygamber elçin Peygamberin kulun olan EFENDİMiz dostumuz canımız hz MUHAMMED sav salat ve selam bereket ve kerem ihsan eyle bu Kuranın süreleri ayetleri harfleri kelimeleri manaları işaretleri remizleri ve delaletleri adedince en üstün salat en bol selam en büyük bereketler halinde olsun Ey İLAHIMız Ey YARATICIMız Ey Merhamet edenlerin en Merhametlisi bu salavatların herbirisinin hürmetine bizi bağışla bize merhamet et bize lütufta bulun Alemlerin RABBi olan ALLAHa hamd olsun 

ALLAHım bize Kuranın sırlarını anlamayı nasip et ve her an her zamanda Ona hizmet etmeye bizi muvaffak kıl 

Ey RABBimiz unutur veya hataya düşerde bir kusur işlersek bizi bununla hesaba çekme 



Ey HAYYUM KAYYUM benim hallerimi dilimi hidayet et SEN beni göz açıp kapayıncaya kadar nefsimle baş başa bırakma

ALLAHım bana sevap ve derece vermeyi murat ettiysen bela musibet hastalık istemediğimiz korktuğumuz korkulacak herkesle her şeyle değil şükürle ibadetle razı olduğun işlerle nasip et 


YA RABB benim hatalarımı bilmeden yaptıklarımı işimde aşırı gitmelerimi ve SENİN benden çok iyi bildiğin hallerimi mağfiret eyle ALLAHım benim latifeleşmelerimi ciddiyet hallerimi hata en ve kasten yaptıklarımı ve bende olan her şeyimi mağfiret et

Kul hakkı borçlarıma tekeffülüm(kefilim) ol


ALLAHtan başka İlah yoktur O birdir ortağı yoktur mülk Onundur hamde Ona aittir O her şeye Kadirdir hamd ALLAHa aittir ALLAH münezzehtir ALLAH büyüktür bütün amel ve ibadetler için gereken güç ve kuvvet ALLAHtandır RABBim beni mağfiret et



HALİM KERİM olan ALLAHtan başka İlah yoktur arşı azamın RABBi noksan sıfatlardan münezzehtir hamd alemlerin RABBine aittir Rahmetine vesile olacak amelleri mağfiretini celbedecek esbabı hakkımda yaratmanı taleb ediyorum her çeşit günahtan koruman için yalvarıyorum her çeşit iyilikten zenginlikten her çeşit günahtan selamet diliyorum

RABBim affetmediğin(mağfiret etmediğin)hiç bir günahımı kaldırmadığın hiç bir sıkıntımı bırakma hangi amelden razı isen onu  ver RAHİM olan bana en ziyade rahmet gösteren RABBim nolur ahlardan beddualardan koru büyülerden cinlerden nazarlardan koru nolur 


ALLAHım bana mağfiret et beni zengin kıl bana hidayet ver bana rızık ver

ALLAHım büyük küçük birinci sonuncu gizli açık bütün günahlarımı mağfiret buyur

RABBimiz bilerek SANA ortak koşmaktan SANA sığınırız bilmediğimizden de SENden bağışlanmamızı dileriz

ALLAHın gazap ve azabından ve kullarının şerrinden şeytanların vesveselerinden ve yanıma gelmelerinden eksikliği olmayan ALLAHın sözlerine sığınırım 

ALLAHım kabrimde yalnız kaldığımda korku ve yalnızlığımı KUR’ANla gider 

Ey Kalpleri çeviren ALLAHım kalbimi dinin üzerine sabit kıl

ALLAHım SEN affedicisin affetmeyi sevensin benide bağışla

ALLAHım kalbimizdeki imanın yenilenmesini istiyoruz

ALLAHım herkes beni terkettiğinde ben bile beni terkettiğimde SEN beni terk etme

ALLAHÜMMERZUKNA KALBEN TAKKİYEN MİNEŞŞİRKİ BERİYYEN LA KAFİRE VE ŞAKİYEN

ALLAHÜMMAGFİRLİ VERHAMNİ VE AFİNİ VERZUKNİ

ALLAHım beni bağışla bana merhamet et rızanı kazandıracak işler yaptır ve bana hayırlı rızık ver 

ALLAHım her an SENİ görüyormuşçasına haşyet ver

Bütün yarattıklarının şerrinden; gökten inen ve göğe çıkan her şeyin şerrinden ;gecenin ve gündüzün fitnesinden ;hayra açılan kapılar hariç bütün yolların şerrinden ALLAHın kusursuz kelamlarına ayetlerine yani KUR’ANa sığınırım Ey RAHMAN olan ALLAHım beni muhafaza eyle 


ALLAHım bana günahları ,beni hayatta baki kıldığın müddetçe ebediyen terk ettirerek  merhamet eyle bana faydası olmayan şeylere teşebbüsüm sebebiyle bana acı SENİ benden razı kılacak şeylere hüsnünazar etmemi bana nasip et Ey Semavat ve Arzın YARATICISI olan CELAL , ikram ve dil uzatılmayan İzzetin Sahibi olan ALLAHım 

Ey ALLAHım Ey RAHMAN CELALİN hakkı için Yüzün Nuru hakkı için kitabınla bana öğrettiğin gibi hıfzınada kalbimi icbar et SENİ benden razı kılacak şekilde okumamı nasip et Ey Semavat ve Arzın YARATICISI CELALİN ve Yüzün Nuru hakkı için kitabınla gözlerimi nurlandırmanı ,onunla dilimi açmanı onunla kalbimi yarmanı ,göğüsümü ferahlatmanı bedenimi yıkamanı istiyorum çünkü hakkı bulmakta bana ancak SEN yardım edersin onu bana ancak SEN nasip edersin Her şeye ulaşmada güç ve kuvvet ancak büyük ve yüce olan ALLAHtandır 

ALLAHÜMME İNNİ ESELÜKE İMANEN DAİMA VE ESELÜKE KALBEN HAŞİA VE ESELÜKE İLMEN NAFİA VE ESELÜKE YEKİYNEN SADİKA VE ESELÜKE DİNEN KAYYİMA VE ESELÜKE AFİYETE MİN KÜLLİ BELİYEN VE ESELÜKE TEMAMEL AFİYEH VE ESELÜKE DEVAMEL AFİYEH VE ESELÜKEŞ ŞÜKRAN ALEL AFİYEH VE ESELÜKEL GINAE ANİN NAS 


ALLAHım MUHAMMEDim sav EFENDİMİze sonsuz sınırsız salat selam olsun bu salavatların hürmetine Ahmet Kaanıma iman sağlık sıhhat afiyet huzur mutluluk ve cennetini ver  hidayet et tahkiki iman ver tahkiki imanla yaşat tahkiki imanla son nefesini verdir tahkiki imanla dirilt tahkiki imanla huzuruna al.şaki (cehennemlikler)defterinde ise sil said (cennetliler) defterine yaz ve sabit tut.küfürden inkardan şek ve şüpheden ümitsizlikten muhafaza et koru yolundan ayırma İslamdan imandan ibadetlerinden ayırma sıratı müstakimde tut.amin farzlarını yapan namazlarını kılan oruçlarını tutan razı olduğun kulun  olsun amin ateistinden deistinden mürtedinden dinsizinden imansızından bütün şeytanın adamlarından başka dinde olanlardan gayrı müslimlerden kurtar muhafaza et  koru bütün insi ve cinni şeytanlardan kurtar koru muhafaza et ve bunlar gibi olmaktan kurtar muhafaza et koru sahip çık amin ALLAHım yalvarıyorum Ahmet Kaanıma iman sağlık sıhhat afiyet huzur mutluluk ve cennetini ver  ebedi cennetlik olsun hem ahiretine hemde dünyasına sahip çık yanında ol musibetlerden hastalıklardan(maddi manevi psikolojik zihinsel bedensel ruhsal bütün hastalıklardan) muhafaza et koru şifa ver vesveselerden evhamlardan kurtar muhafaza et belalardan kazadan felaketlerden sefaletten kurtar muhafaza et şerlerden sapkınlıktan cinlerin musallat olmasından kurtar muhafaza et koru korktuğum ve korkulacak herşeyden herkesten Ahmet Kaanımı kurtar  muhafaza et koru istediklerimi istenilecekleri de ver

ALLAHım Ahmet kaanımı farzlarına sünnetlere itaat eden imanlı evlat eyle cennetlik kullarının arasına koy tahkiki iman ver kalbinden imanı asla çıkarma şüphe ve vesveselerden inkardan küfürden üzüntülerden kurtar koru muhafaza et ve Ahmedimi Rızan dairesinde hayırlı okuması hayırlı okullarda okumasını ve hayırlı meslek edinmesini ve hayırlı eş ,hayırlı arkadaşlar ve hayırlı huylar (alışkanlıklar) edinmesini nasip et razı olan hayırlı kapılar aç SENden başkasına muhtaç etme ve iman sıhhat ve afiyet,hayırlı işlerinde muvaffakiyet ver, umduklarına nail, korktuklarından koru , kendisini alim ve salih kişilerden eyle.risale nur talebesi olsun ona islamı sevmeyi ve islama hizmet etmeyi nasip et.rızıkını genişlet, ömürünü mutlu kıl.her türlü kötü göz ve akıbetten muhafaza buyur.

kötü huydan kötü arkadaşlardan sigaradan  içkiden kumardan uyuşturucudan  haram ve kötü yollardan sapıklıktan sapık olanlardan cinsel sapıklıktan cinsel sapık olanlardan şerlerden şerlilerden kurtar koru razı olmadığın  senden uzaklaştıracak yanlış yollara sokacak öğretmenlerden /eğitimden /ilimden/arkadaşlardan ortamlardan  muhafaza et kurtar koru zararlardan çaresizlikten ümitsizlikten büyülerden düğümlerden okumalardan hasetlerden nazardan üzüntüden özellikle şirkten kurtar  muhafaza et koru sahip çık amiiin 

Ahmet Kaan için istediklerimin aynisi sını bütün mümin müslüman çocuklarımıza gençlerimize yavrularımıza istiyorum amin 




EY RABBİMiz bizi doğru yola eriştirdikten sonra kalplerimizi sapıklığa meylettirme Yüce katında bize bir Rahmet bağışla muhakkakki veren SENSİN dua edip istediklerimizi bize bağışlayan SENSİN İsmi Azamın mazharı olan RESULÜ EKREMİNE (asm)ONUN al ve ashabına kardeşleri olan diğer Peygamberlere ve Kendisine tabi olanlara Salat ve Selam eyle Duamızı kabul buyur Ey Merhametlilerin en MERHAMETLİSİ amin 




 

 


23 Mayıs 2014 Cuma

müslüman müslümanın kardeşidir
müslüman olmayanlarlada RESÜL-i EKREM (a.s.m.) EFENDİMiz, Müslümanlara gayri müslimlerin haklarını korumayı, onlara sıkıntı vermemeyi emir buyurmuşlardır.

29 Mart 2014 Cumartesi

nefis kötülüğü emreden, iyilikleri benimsemeyen ve bu mahiyetiyle de ibadetten kaçan, usanç duyan bir yapıdadır.
 
 
 
 
Nefsin kendinden haberi yoktur; ölümü düşünse, başkasına vermekte; fenâyı, zevâli ve yokluğu görse, kendi üzerine almamaktadır. Külfet, hizmet ve ibâdet makâmında, yani ALLAH’ın emirlerine muhatap olma makâmında da, nefis kendini unutmuştur. Nefis, kendini ALLAH’ın emirlerine muhatap saymamaktadır.
Fakat ücret almaya ve lezzetlerden istifâde etmeye gelince öne atılmakta ve şiddetle istemektedir. Yani lezzetlerde nefis kendini unutmamaktadır. İşte, nefs-i emmâre budur. Nefsin bu vahim hâline, “ALLAH’ı unutup da, ALLAH’ın da nefislerini kendilerine unutturduğu kimseler gibi olmayın. Onlar yoldan çıkmış kimselerdir.” âyeti işâret etmektedir.
Fotoğraf: Nefsin kendinden haberi yoktur; ölümü düşünse, başkasına vermekte; fenâyı, zevâli ve yokluğu görse, kendi üzerine almamaktadır. Külfet, hizmet ve ibâdet makâmında, yani ALLAH’ın emirlerine muhatap olma makâmında da, nefis kendini unutmuştur. Nefis, kendini ALLAH’ın emirlerine muhatap saymamaktadır.
Fakat ücret almaya ve lezzetlerden istifâde etmeye gelince öne atılmakta ve şiddetle istemektedir. Yani lezzetlerde nefis kendini unutmamaktadır. İşte, nefs-i emmâre budur. Nefsin bu vahim hâline, “ALLAH’ı unutup da, ALLAH’ın da nefislerini kendilerine unutturduğu kimseler gibi olmayın. Onlar yoldan çıkmış kimselerdir.” âyeti işâret etmektedir.
 
 
 
 
 
İnsan nefsini sever. başka her şeyi nefsine fedâ eder. Hattâ Mâbuda lâyık bir tarzda nefsini metheder, nefsini ayıplardan uzak görür. Elden geldiği kadar kusurları kendine lâyık görmez ve kabul etmez. Kendini şiddetle müdafaa eder.
Fotoğraf: İnsan nefsini sever. başka her şeyi nefsine fedâ eder. Hattâ Mâbuda lâyık bir tarzda nefsini metheder, nefsini ayıplardan uzak görür. Elden geldiği kadar kusurları kendine lâyık görmez ve kabul etmez. Kendini şiddetle müdafaa eder.
 
 
 
 
 
Nefis, varlığında yokluk; yokluğunda varlık bulunduğunu bilmelidir.
Yani nefis şahsî varlığına güvenip, Cenâb-ı HAKKtan gaflet etse, yıldız böceği gibi şahsî ışıkçığı ile, sonsuz bir yokluk ve ayrılık karanlığı içinde boğulur gider. Fakat enâniyeti bırakıp, nefsin bir hiç olduğunu; nefsin ancak Mûcid-i Hakîkî’nin bir tecellî âyinesinden ibâret olduğunu gördüğü anda, bütün varlıklar âlemini ve sonsuz bir vücudu kazanır! Zîrâ, isimlerinin cilvelerine bütün varlıkların mazhar olduğu Cenâb-ı HAKK’ı bulan bir kalp, her şeyi bulmuş olur
 
Fotoğraf: Nefis, varlığında yokluk; yokluğunda varlık bulunduğunu bilmelidir. 
Yani nefis şahsî varlığına güvenip, Cenâb-ı HAKKtan gaflet etse, yıldız böceği gibi şahsî ışıkçığı ile, sonsuz bir yokluk ve ayrılık karanlığı içinde boğulur gider. Fakat enâniyeti bırakıp, nefsin bir hiç olduğunu; nefsin ancak Mûcid-i Hakîkî’nin bir tecellî âyinesinden ibâret olduğunu gördüğü anda, bütün varlıklar âlemini ve sonsuz bir vücudu kazanır! Zîrâ, isimlerinin cilvelerine bütün varlıkların mazhar olduğu Cenâb-ı HAKK’ı bulan bir kalp, her şeyi bulmuş olur
 
 
Yapısı gereği kendini hür ve serbest gören nefis, kendi haline bırakıldığında insanın başına getiremediği kötülük yoktur. Nefis her şeyi kendi hesabına göre değerlendirir. Hoşlandığı şeye kendisini tamamen verir. Kendini hatasız zanneder, hizmetten daima kaçar.
 
 
 
 
“Nefis, gafletle kusurunu, aczini, fakrını göremez ve görmek istemez.
Hem ne kadar musibetlere hedef olduğunu, çabuk bozulur, dağılır et ve kemikten ibaret olduğunu düşünmez adeta çelikten bir vücudu var gibi kendini ölümsüz olduğunu düşünür.”
 
 
 
 
Nefis terbiyesinde Kur’an ve iman hakikatleri ve ibadetlerle ve günahlardan kaçınmakla ve sünnet-i seniyeye uymakla terbiye etme yoluna gidilmelidir. Nefis terbiye edildiği zaman safiyet kazanır güzel sıfatların derecesine yükselebilir ve kişi dünya ve ahirette mutlu ve huzurlu yaşar
 
 
 
 
 
 
İnsanlar manaları çeşitli şekillerde alırlar. Manalar hadisat ve suretle gelirse gözde ve hayalde soyunur, sesle gelirse kulakta soyunur, kalbe çıplak olarak girerler.

İnsanın hayali suretlerin ve şekillerin dokuma ve imal merkezidir. İnsanın hayali ne kadar güzel, zengin ve ulvi şeylerle meşgul olursa; manalar o kadar nezih ve mükemmel bir şekilde muhataba akseder. Bazen insanın hayalinde bazı sebeplerden dolayı çirkin, mülevves, pis ve murdar şeyler bulunabilir.

Kalp’teki ulvi manalar çıplak çıkmazlar. Mutlaka hayalde kendilerine layık libası giyerler, öylece çıkarlar. İşte bu yüksek manalar hayalden geçerken pis ve murdar olan suretlere dokunabilir, yakınlaşabilir, yan yana bulunabilir. Vesveseli adam, bu yakınlaşmayı ve teması sanki manalar o libasları giyiyormuş zannederek şüpheye düşer.

Kalp’ten çıkan bu yüksek ve ulvi manalarla, hayalde dokunan murdar ve pis suretlerin; birbirine yakınlığının izahını yapamadığından dolayı, iki zıttı birbirine karıştırarak kalbinin ve maneviyatının bozulduğunu zanneder, tehlikeye düşer.

Hâlbuki pis bir delikten semanın yıldızlarına bakan bir adamın, ne kendisine ne de baktığı yıldızlara o pis deliğin pisliği bulaşmadığı gibi, ulvi manalarla hayaldeki çirkin suretlerin yakınlığı manalara ve hakikatlere zarar vermez.
 
 
 
 
 
 
Vesvese, adında anlaşılacağı üzere, insanın zihnine istem dışı şeytanın telkini ile gelen bir takım kuruntu ve vehimlerden ibarettir. Bunların zihinden, hayalden hatta tefekkürden geçmesi, yani düşünülüp tasavvur edilmesi bir hüküm ifade etmez; imana da bir zararı dokunmaz. Vesvesenin tek zararı, insanın bu vesveseyi kendi kalbinden zannedip zarara düştüm zannıdır. Bunun dışında vesvese ve vehmin imana da takvaya da bir zararı yoktur.
 
Vesvese, adında anlaşılacağı üzere, insanın zihnine istem dışı şeytanın telkini ile gelen bir takım kuruntu ve vehimlerden ibarettir. Bunların zihinden, hayalden hatta tefekkürden geçmesi, yani düşünülüp tasavvur edilmesi bir hüküm ifade etmez; imana da bir zararı dokunmaz. Vesvesenin tek zararı, insanın bu vesveseyi kendi kalbinden zannedip zarara düştüm zannıdır. Bunun dışında vesvese ve vehmin imana da takvaya da bir zararı yoktur.
 
 
 
 
 
 
 
 
 hizmetlerden geri durmamak, öne atılmak. Her an ölümü beklemek ve hazırlanmak.
Böylece nefis kendisinin “fakr” içinde olduğunu unutmaz. Bu idrâk onu Allah’ın Rahmân ismine ulaştırır. Yani nefis kendi fakirliğini bilmekle birlikte, daha dehşetli bir fakirlik olan ölümün her an kapıda olduğunu hissederek, hizmetlere atılır ve ibâdetlerde ön safta yer alırsa; Rahmân ismi o nefsi kucaklar, ihâta eder, şefkat eder, nîmetlerini bollaştırır, bereketini artırır, hadsiz sevaplar verir; ölümden sonra da o nefsi fakir ve yoksul bırakmaz. O nefse rahmet eder.
 
Fotoğraf: Hizmetlerden geri durmamak, öne atılmak. Her an ölümü beklemek ve hazırlanmak.
Böylece nefis kendisinin “fakr” içinde olduğunu unutmaz. Bu idrâk onu ALLAH’ın RAHMAN ismine ulaştırır. Yani nefis kendi fakirliğini bilmekle birlikte, daha dehşetli bir fakirlik olan ölümün her an kapıda olduğunu hissederek, hizmetlere atılır ve ibâdetlerde ön safta yer alırsa; RAHMAN ismi o nefsi kucaklar, ihâta eder, şefkat eder, nîmetlerini bollaştırır, bereketini artırır, hadsiz sevaplar verir; ölümden sonra da o nefsi fakir ve yoksul bırakmaz. O nefse rahmet eder.
 
Sen, Mesleğini ve fikirlerini hak bildiğin vakit, “mesleğim haktır veya daha güzeldir “ demeye hakkın var. Fakat,” yalnız hak, benim mesleğimdir” demeye hakkın yoktur. İnsafsız nazarın ve düşkün fikrin hakem olamaz. Başkasının mesleğini butlân (haksızlıkla,boş ve abes olmakla, hak olmamakla) ile mahkum edemez.
Fotoğraf: Sen, Mesleğini ve fikirlerini hak bildiğin vakit, “mesleğim haktır veya daha güzeldir “ demeye hakkın var. Fakat,” yalnız hak, benim mesleğimdir” demeye hakkın yoktur. İnsafsız nazarın ve düşkün fikrin hakem olamaz. Başkasının mesleğini butlân (haksızlıkla,boş ve abes olmakla, hak olmamakla) ile mahkum edemez.




haylazlık ederken sinsice gülen çocuğunu tehdit eden annesi "Sen gül, ben de sana gülerim!" derken, onun gülmesinin tamamen farklı şekildedir
Fotoğraf: haylazlık ederken sinsice gülen çocuğunu tehdit eden annesi "Sen gül, ben de sana gülerim!" derken, onun gülmesinin tamamen farklı şekildedir


İmtihanın en büyük maksadı, bilenlerle bilmeyenleri, çalışkanlarla tembel olanları, aklını kullananlarla kullanmayanları birbirinden ayırt etmektir

Fotoğraf: İmtihanın en büyük maksadı, bilenlerle bilmeyenleri, çalışkanlarla tembel olanları, aklını kullananlarla kullanmayanları birbirinden ayırt etmektir.


Nefs ve şeytan faydalı birer alet mesabesindedir. Tıpkı ateş veya bıçak gibi. Ateşi evimizi ısıtmakta, yemeğimizi pişirmekte, etrafımızı aydınlatmakta ve daha bir çok faydalı işlerde kullanırız. Ama dikkat edilmezse ateş insanın evini yakar.... Bıçak elini doğrayabilir. Fakat kimse ateş evimi yakar, bıçak elimi doğrar diye bunları kullanmaktan vazgeçmez.
Aynen bunun gibi, nefsin sayısız faydaları, yanlış kullanıldığı taktirde de büyük zararları vardır. Mesela nefs yaratılmasaydı insan ve hayvanlarda yeme, içme, evlenme, üreme arzusu olmayacaktı. Yaşamak ve hayatta kalmak için barınma, ısınma, tehlikelere karşı korunma, düşmanla savaşma, ihtiyaçları giderme, icat ve keşiflerde bulunma gibi yetenekler de bulunmayacaktı. Kısacası hayat olmayacaktı.
Fotoğraf: Nefs ve şeytan faydalı birer alet mesabesindedir. Tıpkı ateş veya bıçak gibi. Ateşi evimizi ısıtmakta, yemeğimizi pişirmekte, etrafımızı aydınlatmakta ve daha bir çok faydalı işlerde kullanırız. Ama dikkat edilmezse ateş insanın evini yakar. Bıçak elini doğrayabilir. Fakat kimse ateş evimi yakar, bıçak elimi doğrar diye bunları kullanmaktan vazgeçmez.
Aynen bunun gibi, nefsin sayısız faydaları, yanlış kullanıldığı taktirde de büyük zararları vardır. Mesela nefs yaratılmasaydı insan ve hayvanlarda yeme, içme, evlenme, üreme arzusu olmayacaktı. Yaşamak ve hayatta kalmak için barınma, ısınma, tehlikelere karşı korunma, düşmanla savaşma, ihtiyaçları giderme, icat ve keşiflerde bulunma gibi yetenekler de bulunmayacaktı. Kısacası hayat olmayacaktı.
 
 
 
 
"Gözün nuru, nur-u imanla ışıklanırsa ve kavîleşirse, bütün kâinat gül ve reyhanlar ile müzeyyen bir Cennet şeklinde görünür. Gözün gözbebeği de, bal arısı gibi, bütün kâinat safhalarında menkuş gül ve çiçek gibi delillerinden, bürhanlarından alacağı ibret, fikret, ünsiyet gibi üsare ve şiralarından vicdanda o tatlı, iman balları yapar.”
 
 
 
 
Safer ayına mahsus bir duâdan ve son çarşambası kılınabilecek bir namazdan bahsedilir. Ancak duânın da, namazın da sahih olup olmadığı konusu ciddî tahkike muhtaçtır. Duâdır; yapılabilir. Namazdır; kılınabilir. Fakat bu duânın veya namazın Safer ayına mahsus kılınması sünneti değil, daha çok bid’ati çağrıştırıyor. Bizim günlük beş vakit namazımız farzıyla, nafilesiyle, sünnetiyle, tesbihatıyla beraber mevcuttur. Buna ilâve yapmak istersek, geceleri teheccüd namazı, kuşlukları duha namazı, akşamları evvabin namazı gibi günlük nafileler de vardır ve bunların sıhhatinde hiç şüphe yoktur.
 
 
 
 
Vahidiyet in ehadiyet in izahı?

Büyük bir denizin üstüne, denizi ihata edecek kadar büyük harflerle kelime-i tevhit yazılsa, bu yazıyı okuyabilmek için, denizi kuşbakışı ihata edecek bir mevkie çıkmak lazımdır. Ama buna herkes tam güç yetiremeyeceği için, o yazıyı yazan zat, aynı manayı ve şekli ifade eden o yazıyı, denizin damlalarına da yazıyor.

Böylece her nazar sahibi o denizin umumu üst...ündeki yazıyı damlalar vasıtası ile okuyor. Sonra o denizin üstündeki haşmetli yazıya intikal ediyor. Yoksa, damla olmasa, o yazıyı okuması mümkün değildir.

İşte, deniz kainattır, o yazı ise ALLAH’ın isim ve sıfatlarının tecellisidir. Damla ve üstündeki aynı yazı ise, kainatın umumundaki o tecellilerin cüzündeki, yani her bir parçadaki, her bir fertteki tecellisidir. Deniz, Vahidiyeti; damla ise Ehadiyeti temsil ediyor.

Bütün nebatat veya umum çiçekler, Vahidiyeti gösterir. Küçük ve tek bir çiçek ise, Ehadiyeti gösterir.









İnsan büyükçe bir taşı kaldıramaz ve o taşı kaldırmak için kendi kuvvetinden çok daha fazla bir kuvvetin olması gerektiğini düşünür. Sonra bunun ölçüsüyle, yıldızları ve gezegenleri bir sapan taşı gibi çeviren ALLAH-u Teâlâ’nın kudretini an...lamaya çalışır ve şöyle tefekkür eder: “Basit bir taşa bile gücüm yetmiyor ve bu taşı kaldırmak daha fazla bir kuvvet istiyor, acaba basit bir taşı kaldırmak bile böyle bir kuvvet isterse, semadaki yıldızları ve gezegenleri gezdirmek ve birbirine çarptırmadan çevirmek için nasıl bir kuvvete ve kudrete ihtiyaç vardır...”

İşte bu tefekkürde kişinin âczi bir ölçü olmuş ve bu âczin mikyasıyla kudret-i İlahiye anlaşılmaya çalışılmıştır.






Bekanın vücudun tekerrüründen ibaret olmasını ise şu misalle anlayabiliriz: Bizler yanan bir lambaya baktığımızda onu hep yanıyor şeklinde görürüz. Hâlbuki durum böyle değildir. Lamba bir yanmakta bir sönmekte, ancak bu yanıp sönmeler o kad...ar kısa bir zaman içinde olmaktadır ki, gözümüz ile o kısa zaman dilimini görememekte ve lambayı devamlı yanıyor zannetmekteyiz. Demek lambanın bekası, ışığının tekerrür-ü vücudundan ileri gelmektedir.

Aynen bunun gibi, insan için de beka, tekerrür-ü vücuttan ibarettir. Yani her saniye yenilenmesi, ona hayatın üflenmesi gerekir. Bu üfleme durduğunda ölüm vukua gelir.
Fotoğraf: Bekanın vücudun tekerrüründen ibaret olmasını ise şu misalle anlayabiliriz: Bizler yanan bir lambaya baktığımızda onu hep yanıyor şeklinde görürüz. Hâlbuki durum böyle değildir. Lamba bir yanmakta bir sönmekte, ancak bu yanıp sönmeler o kadar kısa bir zaman içinde olmaktadır ki, gözümüz ile o kısa zaman dilimini görememekte ve lambayı devamlı yanıyor zannetmekteyiz. Demek lambanın bekası, ışığının tekerrür-ü vücudundan ileri gelmektedir.   

Aynen bunun gibi, insan için de beka, tekerrür-ü vücuttan ibarettir. Yani her saniye yenilenmesi, ona hayatın üflenmesi gerekir. Bu üfleme durduğunda ölüm vukua gelir.









Yarın yepyeni bir gün değil
Bugüne bağlı bir gün
Bugün nasıl geciriyorsan yarın öyle gelişecek
Yaptıgın ibadetler hatalar günahlar iyilikler sevaplar
Yaşadıgın sıkıntılar hastalıklar musibetler
Davranışların sözlerin ...
Vs vs vs hepsi yarına yarınlara ahiretine yansıyor
Eger uyandıgında güzel bir güne başlamak istiyorsan bugün ibadetini yap tövbe et sabr göster selavat çek bolbol dua et sadaka ver en önemlisi ALLAHın merhametini kazanmaya bak
Fotoğraf: Yarın yepyeni bir gün değil 
Bugüne bağlı bir gün 
Bugün nasıl geciriyorsan yarın öyle gelişecek 
Yaptıgın ibadetler hatalar günahlar iyilikler sevaplar 
Yaşadıgın sıkıntılar hastalıklar musibetler
Davranışların sözlerin 
Vs vs vs hepsi yarına yarınlara ahiretine yansıyor
Eger uyandıgında güzel bir güne başlamak istiyorsan bugün ibadetini yap tövbe et sabr göster selavat çek bolbol dua et sadaka ver en önemlisi ALLAHın merhametini kazanmaya bak






ALLAHın izniyle
Olumsuz vesveselere, olumsuz hislere hatta olumsuz rüyalara kapılmam kaldıkı saçma sapan fala medyuma şarlatanlara kulak asmam
Heleki birşeylerin olumusuz gitmesinden endişe etmem

Ben ALLAHın atâ sını beklerim
Benim silahım/kapı gibi duam var
ALLAH bana yeter
 
 

 





İhlaslı davranıp, ihlas melodisini söyleyen insanda öyle bir hususiyet söz konusudur ki, o haliyle insan CENAB-ı HAKK’tan ne isterse, ALLAH (cc) ona lütfedip istediğini verir.
Fotoğraf: İhlaslı davranıp, ihlas melodisini söyleyen insanda öyle bir hususiyet söz konusudur ki, o haliyle insan CENAB-ı HAKK’tan ne isterse, ALLAH (cc) ona lütfedip istediğini verir.




Bana gelecekle ilgili Vesvese geldiginde cevabım hazır:)
Ozaman ne endişe kalıyor ne korku

"Ben acizemi sıgındımki aciz kalayım
Fakiremi sıgındımki fakir kalayım
Kuvvetsizemi sıgındımki kuvvetsiz kalayım...
Ben alemlerin kainatın herşeyin sahibi ve dizginleri elinde olan YÜCE İLAH ALLAHıma sıgındım

ben ALLAHım dan memnunum Onun güzelligi kapatır benim çirkinligimi
Onun mükemmelligi bana yeter
Hayatımı Onun ayarlaması planlaması beni mutlu ediyor
Ben ALLAH aitim
İnsanlara degil
Endişem yok
ALLAH kerimdir"
Fotoğraf: Bana gelecekle ilgili Vesvese geldiginde cevabım hazır:)
Ozaman ne endişe kalıyor ne korku 

"Ben acizemi sıgındımki aciz kalayım 
Fakiremi sıgındımki fakir kalayım
Kuvvetsizemi sıgındımki kuvvetsiz kalayım
Ben alemlerin kainatın herşeyin sahibi ve dizginleri elinde olan YÜCE İLAH ALLAHıma sıgındım

 ben ALLAHım dan memnunum Onun güzelligi kapatır benim çirkinligimi
Onun mükemmelligi bana yeter
Hayatımı Onun ayarlaması planlaması beni mutlu ediyor 
Ben ALLAH aitim 
İnsanlara degil 
Endişem yok 
ALLAH kerimdir"
 
 
 
 
 
 
Bugz etmek duygusu fıtratta vardır ve veriliş amacı mü’mine bugz etmek değildir. Her şeyden önce nefsimize, şeytana, küfre ve zulme düşman olmak içindir. Fotoğraf: Bugz etmek duygusu fıtratta vardır ve veriliş amacı mü’mine bugz  etmek değildir. Her şeyden önce nefsimize, şeytana, küfre ve zulme düşman olmak içindir.
 
 
 
HAYATA BAKIŞ AÇINIZI DEĞİŞTİRİN
Fotoğraf: HAYATA BAKIŞ AÇINIZI DEĞİŞTİRİN
 
 
 
 
Sui zan, kötü zannetmektir
Hüsnü zan iyi zannetmektir
Fotoğraf: Sui zan, kötü zannetmektir 
Hüsnü zan iyi zannetmektir
 
 
 
 
 
 
ALLAHü teâlâ, Hz.Davüda vahyetti ki:

- Beni sev, beni seveni sev ve beni kullarıma sevdir! Beni sevsinler.

- Ya RABBi bunu nasıl yapayım?

- Nimet ve ihsanlarımı onlara hatırlat, onlar benden ancak iyilik beklesinler.
Fotoğraf: ALLAHü teâlâ, Hz.Davüda vahyetti ki:

- Beni sev, beni seveni sev ve beni kullarıma sevdir! Beni sevsinler.

- Ya RABBi bunu nasıl yapayım?

- Nimet ve ihsanlarımı onlara hatırlat, onlar benden ancak iyilik beklesinler.
 
 
 
 
“ALLAH’tan kork. Bir kimse sende bildiği bir kusurdan dolayı seni ayıplarsa, sen onda bildiğin bir kusurundan dolayı onu ayıplamaya kalkışma; günahı onun sevabı ise senin olur.”
EFENDİMizsav, Cabir B. Süleyman özelinde tüm ümmetine “Seni ayıplasalar da sen ayıplayanlardan olma.” diyor
Fotoğraf: “ALLAH’tan kork. Bir kimse sende bildiği bir kusurdan dolayı seni ayıplarsa, sen onda bildiğin bir kusurundan dolayı onu ayıplamaya kalkışma; günahı onun sevabı ise senin olur.” 
EFENDİMizsav, Cabir B. Süleyman özelinde tüm ümmetine “Seni ayıplasalar da sen ayıplayanlardan olma.” diyor
 
 
 
 
 
Fotoğraf
 
 
 
 
 
Aynı güneşten ziya alan, aynı toprakta yetişen, aynı su ile sulanan ve aynı havayı teneffüs eden ağaçların, farklı meyveler vermesi, onların istidatlarının farklı olmasından kaynaklanır. Bunun gibi, aynı ayet, aynı hadis çizgisinde birleşen Müslümanların, farklı meslek ve meşreplere yönelmesi de Kur’an’ın farklı meyveleri olarak değerlendirilmelidir.
Bu çizgiden sapmamak şartıyla, herkesin kendi m...eşrebine göre Kur’andan aldığı feyiz farklılık gösterebilir.

Bunu anladığımızda şöyle bir sonuca varmamız zor olmayacaktır: Bizim düşüncelerimiz, işlerimiz, aile yapımız, toplum düzenimiz, ticaret anlayışımız, ahlâk seviyemiz ve daha nice değerlerimiz tamamen Kur’an’a göre şekillenmiş değil ki, bizdeki noksanlıklar yüzünden Ona itiraz gelsin. Biz her ne kadar Kur’an’a ve onun bütün hükümlerine iman etmiş olsak da, bu imanımız amel âlemine aksederken aslını tam olarak muhafaza edemiyor.

Araya hissiyatımız karışıyor, hevesimiz karışıyor, hırsımız, dünya sevgimiz, menfaat duygularımız karışıyor. Kısacası araya nefis ve şeytan karışıyor. Böylece her inandığımızı uygulamaya aynen aktaramıyoruz. Bizi, o ihtişamlı Kur’an değil, kendi aynamıza akseden sönük aksi terbiye etmiş oluyor.

Bizi seyredenler, inancımız ile yaşayışımız arasındaki bu tezadı gördüklerinde, kusuru şahsımıza verirlerse isabet etmiş olurlar. Ama bazı kasıtlı çevreler, “bizim noksanımızı, Kur’an hakkındaki bilgi zaafımızı, Kur’an güneşine muhatap olan ruh aynamızın küçük, kirli ve tozlu oluşunu” bahane ederek İslâm’a hücum ediyorlar. “Kur’an’ın terbiye ettiği insanlar işte bunlardır.” diyerek o hidayet güneşine toz kondurmaya çalışırlar.
 
 
 
 
 
13:24 - "Sabrettiğiniz için size selam olsun. Ahiret yurdu ne güzeldir!"

Bambu Agacı
Çin Bambu agacının yetismesi,
olumlu ısrar icin guzel bir örnektir.
...
Çinliler bu agacı söyle yetistirir:
Önce agacın tohumu ekilir,sulanır ve gübrelenir.
Birinci yıl tohumda herhangi bir degisiklik olmaz.
Tohum yeniden sulanıp gübrelenir.
Bambu agacı ikinci yılda da topragın dısına filiz vermez.
Üçüncü ve dördüncü yıllarda her yıl yapılan işlem
tekrar edilerek bambu tohumu sulanır ve gübrelenir.
Fakat inatcı tohum bu yılda da filiz vermez.
Cinliler büyük bir sabırla besinci yilda da
bambuya su ve gübre vermeye devam ederler.

Ve nihayet besinci yılın sonlarına dogru bambu yeşermeye baslar ve altı hafta gibi kısa bir sürede yaklasik 27 metre boyuna ulasır.

Akla gelen ilk soru şudur :
Çin bambu agacı 27 metre boyuna altı hafta da mı
Yoksa bes yılda mı ulasmıstır?
Bu sorunun cevabi tabii ki bes yıldır.

Büyük bir sabırla ve israrla tohum bes yıl süresince sulanıp gübrelenmeseydi agacın büyümesinden hatta var olmasindan söz edebilir miydik?... Bir basarının şartları her zaman çok basittir.

Bir süre için alışın
Bir süre tahammül edin.
Her zaman inanın
Ve hicbir zaman geri dönmeyin.
Fotoğraf: 13:24 - "Sabrettiğiniz için size selam olsun. Ahiret yurdu ne güzeldir!"

Bambu Agacı
Çin Bambu agacının yetismesi, 
olumlu ısrar icin guzel bir örnektir.

Çinliler bu agacı söyle yetistirir: 
Önce agacın tohumu ekilir,sulanır ve gübrelenir. 
Birinci yıl tohumda herhangi bir degisiklik olmaz. 
Tohum yeniden sulanıp gübrelenir. 
Bambu agacı ikinci yılda da topragın dısına filiz vermez. 
Üçüncü ve dördüncü yıllarda her yıl yapılan işlem 
tekrar edilerek bambu tohumu sulanır ve gübrelenir. 
Fakat inatcı tohum bu yılda da filiz vermez. 
Cinliler büyük bir sabırla besinci yilda da 
bambuya su ve gübre vermeye devam ederler.

Ve nihayet besinci yılın sonlarına dogru bambu yeşermeye baslar ve altı hafta gibi kısa bir sürede yaklasik 27 metre boyuna ulasır.

Akla gelen ilk soru şudur :
Çin bambu agacı 27 metre boyuna altı hafta da mı 
Yoksa bes yılda mı ulasmıstır?
Bu sorunun cevabi tabii ki bes yıldır.

Büyük bir sabırla ve israrla tohum bes yıl süresince sulanıp gübrelenmeseydi agacın büyümesinden hatta var olmasindan söz edebilir miydik?... Bir basarının şartları her zaman çok basittir.

Bir süre için alışın,
Bir süre tahammül edin.
Her zaman inanın
Ve hicbir zaman geri dönmeyin.
 
 
 
 
 
ALLAHın HABİBİSİ
Kainatın mahlukatın yaratılma sebebi
HZ MUHAMMEDsav e saldıranlar illa ki belasını buldu buluyor bulacakda
 
 
 
 
 
insanoğlunun aklı ve şuuruna çarpan öyle harika bir varlık düzeni, öyle eşsiz bir kâinat modeli, öyle yokuş-yukarı olaylar var ki, hayret etmemek, şaşkınlık göstermemek mümkün değildir.
İşte insanoğlu, aklının sınırlarını zorlayan ve duygularını sarsan dehşet verici olaylar karşısında kâinatın işleyişindeki kaderin hikmetli elini görüp çözümleyemediği için, tüm bu durumların sahibini hatırlar ve a...ncak onun aşkın hikmetini medh-u sena ederek ve tespih ederek ona sığınmak suretiyle ruhen teneffüs eder.
Yerküresini sarsıntıdan koruyan, zeminin kalbinden çıkan dağlar ve dağların volkanik teneffüsleri olduğu gibi,

insanın psikolojik zeminini sarsmaktan koruyan da, onun kalbinin zemininden çıkan ve ağız bacasından nefes almasına imkân veren tespih ve tekbir ile tahmiddir.
 
 
 
 
 
 
 
Fotoğraf
 
 
 
 
 
 
Duyguların tahlili yapılmadan doğru gelişme sağlanamaz. Doğru düşünmek, insanı, olay ve olguları oldukları gibi görmek, fikirler ve olaylar arasındaki bağlantıları doğru tespit etmek, doğru açıklamak, doğru anlamak ve doğru yorumlamaktır. Bu sebeple normal sınırların ötesindeki korku, sevgi, bağımlılık, duyarsızlık, insanın doğru düşünmesini engelleyen hususların başında gelmektedir. Doğru düşünebilmek için, insan aklının çelişkileri kolayca fark edebilme özelliğinin körelmemiş olması lazımdır.
 
 
 
 
Cerbeze, aklın ifrat halidir. Böyle bir akıl, batılı hak, eğriyi doğru gösterir. Cerbezenin şe’ni, bir kötülüğü büyüterek iyiliklere galip etmektir.

Pek çok iyilikleri ve bir tek kötülüğü olan bir insan, cerbezeli biri tarafından çok kötü olarak takdim edilebilir.
 
 
 
 
 
 
 
 
 
ALLAH bir kuluna hayır murad ettimi onun cezasını tacil edip dünyada verir; bir kulu hakkındada kötülük murad ettimi onun günahlarını tutar, Kıyamet günü cezasını verir.
(Tirmizi)
 
 
 
 
 
 
Balıgın hafızası 3sn ama beyin hücrelerinin gelişimini sağlayan Omega-3 içeriyor
FESÜBHANALLAH
Resmen diyorki bende iş yoooookk (sebebim)
benim sahibim ALLAH beni senin için hazırladı
 
Fotoğraf: Balıgın hafızası 3sn ama beyin hücrelerinin gelişimini sağlayan Omega-3 içeriyor
FESÜBHANALLAH
Resmen diyorki bende iş yoooookk (sebebim)
benim sahibim ALLAH beni senin için hazırladı
 
 
 
 
 
Martin Luther’in de vurguladığı gibi “İnsan kendini kalben neye bağlarsa, o onun ilahıdır”
kalbimin resmi 
:)
Fotoğraf: Martin Luther’in de vurguladığı gibi “İnsan kendini kalben neye bağlarsa, o onun ilahıdır”
kalbimin resmi :)
 
 
 
 
 
ALLAHım
SULTANIM
Yaşantımın kusurlarını kabul edip senin kusursuzluguna sıgınıyorum
Dogrularınıda yaptırdıgın için teşekkür ediyorum
Fotoğraf: ALLAHım
SULTANIM 
Yaşantımın kusurlarını kabul edip senin kusursuzluguna sıgınıyorum
Dogrularınıda yaptırdıgın için teşekkür ediyorum
 
 
 
"Yaşadığımız hayat koşulları duasız yaşamak için hiçde elverişli değil"
 
 
 
 
ALLAH, RAHMAN olduğu gibi KAHHAR’dır da. İzzeti tattıran da Odur zilleti çektiren de. Bu dünyada sadece cemalî isimler tecelli etse ve insan sadece bunlara muhatap olsa idi marifeti noksan kalırdı. Bu imtihan meydanında, insanoğlu ALLAH’ı hem celal, hem de cemal sıfatlarıyla tanımak durumunda. Ahirette ise, yollar ayrılacak. İnsanların bir kısmı ibadet, ihlas, salih amel ve güzel ahlâklarına mükâf...at olarak, cennete girecek ve lütuf, kerem, ihsan gibi nice cemal tecellilerine, azamî ölçüde ve ebediyen muhatap olacaklar. Küfür ve şirk yolunu tutarak dalalet ve sefahate düşenler ise celal, izzet ve kahır tecellileriyle karşılaşacaklar. Böylece, ahiret yurdunda, ALLAH’ın hem cemalî hem de celalî isimleri en ileri mânâda tecelli etmiş olacak.
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Hz. Mevlânâ bir gün eve gelir,
oğlunu üzgün görür. Sebebini sorar.
Oğlu: "Hiç…" der.
Hz. Mevlânâ dışarı çıkar.

Kapıda asılı bir kurt postu vardır, onu alır üstüne giyer....
Ellerini havaya doğru açıp ulumaya başlar.
Oğlu babasının bu haline bakıp güler.

Hz. Mevlânâ:
"Evladım, gördün mü?" der.
"Dünya dertleri de işte böyledir.
Kurt, aslında korkutucu bir hayvandır.
Ama sen o postun arkasında babanın olduğunu
bildiğin için korkmadın ve güldün.
İşte bütün dertlerin arkasında da
Rabbinin olduğunu bil ve ona güven..."
Devamını Gör

 
 
 
 
Günde yüz kere,
( La ilahe illallah, el-melikül hakkul mübin, Muhammedün Resulullah, sadikul vâdil emin )
diyen, fakirleşmez, zenginleşir, kabirde kendisine yoldaş olur, Cennetin kapısını da açmış olur. [Hatib]

Çekelim de gari de gari :))))
 
 
 
 
 
Bir küçük çocuk, annesi nakış işlerken dizlerinin dibinde oturup onu seyretmeyi çok severdi. Bir keresinde aşağıdan annesine doğru bakıp sordu: “Anneciğim, ne yapıyorsun?”
Annesi, tatlı ve şefkatli bir sesle cevap verdi:
“Nakış işliyo...rum yavrum. Bu kasnaktaki kumaşın üstüne güzel desenler işlemeye çalışıyorum.”
Küçük çocuk: “Ama yaptığın şey, hiç güzel görünmüyor, karmakarışık…”
Gerçekten de çocuğun baktığı yerden, annesinin elinde tuttuğu kasnağın altındaki ipler, birbirine giriyor, kasnağın üstünde görülen sanatlı işlemelerden ise hiçbir eser görünmüyordu. Çocuğun bu sözüne annesi gülümseyerek:
“Hadi sen git, biraz oyna,” dedi
“Nakışımı bitirdiğimde seni dizime oturturum, o zaman o nakışa benim yakınımdan bakar ve ne olduğunu anlarsın.”
Çocuk oynarken,
annesinin parlak renkli ipliklerin yanında, o kapkara iplikleri neden kullandığını merak etmekten kendisini bir türlü alamadı. Biraz sonra annesinin sesi duyuldu:
“Gel kızım, yanıma otur da, birlikte bakalım bu nakışa.”
Annesi gibi kasnağa üst taraftan bakan çocuk, şaşkınlıktan ve hayranlıktan ne diyeceğini bilemedi. Kasnağın üstünde harikulade bir çiçek resminin nakşedildiğini gördü. Peki ama bu büyük farklılığın sebebi neydi? Alttan bakınca karmakarışık, üstten bakınca harika nakışlar. Nasıl böyle olabiliyordu? Annesi onun bu merakını şu sözleriyle giderdi:
“Yavrum, alttan bakıldığında nakış karışık ve anlaşılmaz görünüyordu. Çünkü sen nakşın üst tarafına daha önceden çizili bir plan olduğunu göremiyordun. Bu benim yaptığım bir dizayndı. O çiçeği işlemek için, benim bu çizimi ve planı takip etmem gerekiyordu. Şimdi benim tarafımdan baktığında ise, ne yaptığımı daha iyi görebiliyorsun.”
Küçük kız yıllar geçip büyüdüğünde, başına gelen her iyi ya da kötü, güzel ya da çirkin olaylar karşısında, hep bu yaşadığı olayı hatırladı. Hayatının bir nakış gibi, ilahî bir kudret eli tarafından dantel dantel işlendiğini, kendisine karışık, anlamsız, kötü gibi görünen olayların, aslında ilahî bir planın nakışları olduğunu, ortaya çıkacak bütünün ve kompozisyonun hârikulade bir resim teşkil edeceğini hissederek hâlinden pek de şikâyetçi olmadı.
Fotoğraf: Bir  küçük çocuk, annesi nakış işlerken dizlerinin dibinde oturup onu  seyretmeyi çok severdi. Bir keresinde aşağıdan annesine doğru bakıp  sordu: “Anneciğim, ne yapıyorsun?” 

Annesi, tatlı ve şefkatli bir sesle cevap verdi:

“Nakış işliyorum yavrum. Bu kasnaktaki kumaşın üstüne güzel desenler işlemeye çalışıyorum.” 

Küçük çocuk: “Ama yaptığın şey, hiç güzel görünmüyor, karmakarışık…” 

Gerçekten  de çocuğun baktığı yerden, annesinin elinde tuttuğu kasnağın altındaki  ipler, birbirine giriyor, kasnağın üstünde görülen sanatlı işlemelerden  ise hiçbir eser görünmüyordu. Çocuğun bu sözüne annesi gülümseyerek:

“Hadi  sen git, biraz oyna,” dedi

“Nakışımı bitirdiğimde seni dizime  oturturum, o zaman o nakışa benim yakınımdan bakar ve ne olduğunu  anlarsın.”

Çocuk  oynarken, 
annesinin parlak renkli ipliklerin yanında, o kapkara  iplikleri neden kullandığını merak etmekten kendisini bir türlü alamadı.  Biraz sonra annesinin sesi duyuldu: 

“Gel kızım, yanıma otur da, birlikte bakalım bu nakışa.” 

Annesi  gibi kasnağa üst taraftan bakan çocuk, şaşkınlıktan ve hayranlıktan ne  diyeceğini bilemedi. Kasnağın üstünde harikulade bir çiçek resminin  nakşedildiğini gördü. Peki ama bu büyük farklılığın sebebi neydi? Alttan  bakınca karmakarışık, üstten bakınca harika nakışlar. Nasıl böyle  olabiliyordu? Annesi onun bu merakını şu sözleriyle giderdi: 

“Yavrum,  alttan bakıldığında nakış karışık ve anlaşılmaz görünüyordu. Çünkü sen  nakşın üst tarafına daha önceden çizili bir plan olduğunu göremiyordun.  Bu benim yaptığım bir dizayndı. O çiçeği işlemek için, benim bu çizimi  ve planı takip etmem gerekiyordu. Şimdi benim tarafımdan baktığında ise,  ne yaptığımı daha iyi görebiliyorsun.” 

Küçük  kız yıllar geçip büyüdüğünde, başına gelen her iyi ya da kötü, güzel ya  da çirkin olaylar karşısında, hep bu yaşadığı olayı hatırladı.  Hayatının bir nakış gibi, ilahî bir kudret eli tarafından dantel dantel  işlendiğini, kendisine karışık, anlamsız, kötü gibi görünen olayların,  aslında ilahî bir planın nakışları olduğunu, ortaya çıkacak bütünün ve  kompozisyonun hârikulade bir resim teşkil edeceğini hissederek hâlinden  pek de şikâyetçi olmadı.
 
 
 
 
 
 
"Nefsine düşmanlık et, çünkü nefsin, benim düşmanımdır"hadis

Çok şükür hep isteklerimi RABBim LÜTUFKAR ım veriyor
Bazen İsteklerimin daha hayırlı bişekilde veriyo ki ben bunu sonra farkediyorum yada nefsimin hoşuna gitmeyen bi bölümü oluyo... ben durumlarda
İlk önce hemen küsüyorum
Küstügüm zamanda korkuyorum hemen "LÜTUFKARIM ALLAHım sen benim küsmeme bakma sen bana küsme
ben kusurluyum seni cok seviyorum sen kusursuz mükemmelsin
Nefsim fena diyorum

Sonraaaaaa ALLAHhhhh LUTUFKAR MÜKEMMELL ZENGİN ÇÖMERT ALLAHım
benii bi şımartıyooo öyle güsel ayarlıyorkiiii şaşırıyorum
Herşey Onun elinde
Ya sebeb yaratıyo ya sebeb susturuyo

Nefsimin Kaprisi küsmesi bana cook yarıyooo:)))))
Fotoğraf: "Nefsine düşmanlık et, çünkü nefsin, benim düşmanımdır"hadis

Çok şükür hep isteklerimi RABBim LÜTUFKAR ım veriyor
Bazen İsteklerimin daha hayırlı bişekilde veriyo ki ben bunu sonra farkediyorum yada nefsimin hoşuna gitmeyen bi bölümü oluyo ben durumlarda 
İlk önce hemen küsüyorum 
Küstügüm zamanda korkuyorum hemen "LÜTUFKARIM ALLAHım sen benim küsmeme bakma sen bana küsme 
ben kusurluyum seni cok seviyorum sen kusursuz mükemmelsin 
Nefsim fena diyorum 

Sonraaaaaa ALLAHhhhh LUTUFKAR MÜKEMMELL ZENGİN ÇÖMERT ALLAHım 
benii bi şımartıyooo öyle güsel ayarlıyorkiiii şaşırıyorum
Herşey Onun elinde 
Ya sebeb yaratıyo ya sebeb susturuyo 

Nefsimin Kaprisi küsmesi  bana cook yarıyooo:)))))
 
 
 
 
 
 
bazen aklıma insanlar begensin diye yapılan spor dalında,sanat alanında bazı klas , karizma hareketleri ALLAH için yapıldığını düşünüyorum uuuuffff çok şahane yaaa
acayip muhteşem görüntüler, hazlar, duygular bide ALLAHın hoşlandığını yaşamak
yok böyle bişeee 
 
 
 
 
 
Biz, ALLAH rızası için hizmet etmeyecek ve RABB’imizin hoşnutluğunu kazanamayacak, kendilerine hizmet götürdüğümüz insanların dualarını alıp, rıza dairesini genişletemeyeceksek ve RABB’imiz bizim hakkımızda; “Ben sizden razıyım, siz de Benden razı olun” demeyecekse, bütün bu mücadelelerin hiçbir manası yoktur.
Fotoğraf: Biz, ALLAH rızası için hizmet etmeyecek ve RABB’imizin hoşnutluğunu kazanamayacak, kendilerine hizmet götürdüğümüz insanların dualarını alıp, rıza dairesini genişletemeyeceksek ve RABB’imiz bizim hakkımızda; “Ben sizden razıyım, siz de Benden razı olun” demeyecekse, bütün bu mücadelelerin hiçbir manası yoktur.