5 Ocak 2013 Cumartesi

bir an

Kafirin maddi dünyası ya da gafil birisinin şu dünyadaki hürmet ve gayreti, gayet asılsız ve dayanaksızdır.
Zira kafir ya da gafilin bütün sermayesi ve dünyası, bulunduğu an-ı seyyaledir(Gelip geçici az bir an.). Sahip olduğu her şey bu dar ve ince zaman diliminin içine hapsolmuştur. Bu zaman dilimi ise çok hızlı bir şekilde fena ve zeval denizine dökülüyor.
kafirin bütün sermayesi
gelip geçici az bir an ve az bir zamanı var.
zaman denilen şey öyle bir süratle gelip geçiyor ki, suyun süratle akması gibi akıp gidiyor,
Bu tabirlerin hepsi zaman kavramının şimdiki boyutunun darlığına ve kısalığına işaret içindir. İnsanlık, zamanın şimdiki boyutunun en alt birimi olarak saliseyi kullanıyor. Salisenin de elbette alt birimleri vardır. Onları da görebilse idik, zaman ve varlık dediğimiz şeyin ne kadar az ve dar bir alanda hapsolduğunu görecektik.
Dünyanın süfli ve adi şeyleri peşinde koşanlar bu hakikati idrak etselerdi, gelip geçici olan bu süfli şeylere ehemmiyet vermezler ve bel bağlamazlardı.
İnsan şayet nefis ve heva cihetinden yaşayıp, ömrünü haramlarda geçirir ise, bir cihetle yokluk hesabına ve hiçlik dünyasında yaşamış demektir. ALLAH için olmayan bütün anlar ve saatler bir hiç ve yok hükmündedir. Sadece günahlarını ve sorumluluklarını insanın beline sararlar, bunun dışında küfür ve haram dairesi tamamen bir an-ı seyyale olup yokluğa akıyorlar.
Öyle ise bu fani ve gelip geçici maddi hayatımızı ebedi ve nurani bir şekle çevirmemiz gerekiyor ki, bunun yolu da ALLAH’ın hesabına ve onun razı olduğu şekilde yaşamaktır. Yani kim hayatında ALLAH’ın isim ve sıfatlarını yaşar ve o nurani iplere yapışır ise, o zaman bekaya ve saadet-i ebediyeye mazhar olur, demektir. ALLAH için bir an, ebedi bir saadet vesilesidir.
Yokluk denizinden ancak nurani ipler hükmünde olan ALLAH’ın nurani isimlerine yapışmak sureti ile kurtulabilinir.
Gerçek olan ALLAH için olanıdır,
nefis ve dünya hesabına olanların hiçbir değer ve kıymeti yoktur.

4 Ocak 2013 Cuma

samimi bi yorumm:)

kusurludan kusursuza...
Tatlılığın,güzeliğin,dürüstlüğün,sözünden dönmemen,güvenirliliğin,hoş tutumların,mükemmelliliğin
hele zerafetin başımı döndürüyor ALLAHım
Aşkım herşeyim
seni seviyorum
Bana sahip çıkan ,azarlamayan,koruyan,menfaatimi ayarlayan,nazik davranan,kaprislerimi,gıcıklığımı,hele o sinir hallerimi,uyuzluğumu,söylenmelerimi ve şikayetlerimi dinleyen,beni seyreden,takip eden,nasıl davrancağım diye kayıtettiren,dünyayı hizmetime veren,ailem ve çevrem kötü davrandığında benim yanımda olan,aşk ve sevgi açlığından perişan olduğumda yetişen,yanlış tercihlerimle kendime zalimlik yaptığımda beni kılpayı kurtaran,basit ve çirkin davranışlarımda hala bana kaliteli davranan,vesveselerle uçtuğum zamanlarda genede olgun olan,bulunduğum anlara göre davranan,beni yanlız bırakmayan,bana tek değer veren sensin ALLAHım
herşeyi en güzel şekilde ölçülü benim için ayarlayan ALLAHım
utanıyorum,eziğim sana,minnettarım
kurban olduğum benim kusurlarıma bakma
bende kendimden sana kaçıyorum

3 Ocak 2013 Perşembe

iğne deliğine sıkışma,kainatı eline al akıllı ol!

ALLAH, insanı öyle geniş ve kuşatıcı bir mahiyet ve kabiliyette yaratmış ki,
bütün kainatı ihata edecek bir çapta ve genişliktedir.
İnsanın fıtratına takılmış her bir duygu ve cihaz,
ALLAH’ın isim ve sıfatlarının tecelli ile sahnelendiği alemlere bir menfez bir pencere hükmündedir.
İnsan bu duygu ve cihaz pencereleri ile o alemi ve o alemde tecelli eden isim ve sıfatları seyrediyor.

Mesela, insanın akıl ve düşünce meydanı öyle bir genişlikte ki, bütün kainatı hatta gaybi alemleri de içine alabilir bir kabiliyettedir. Nasıl küçük bir dil, dünya üzerinde yaratılmış bütün rızıkları tadıp tartabiliyor ise akılda bütün mahlukatı içine alabilir bir yetenektedir. İnsanın her bir duygu ve hassesi, ALLAH’ın isim ve sıfatlarını anlamak ve tartmakta küçük bir mizan ve küçük bir ölçücüktür.

Tabii insandaki bu genişlik ve ihata, iman ve ibadet ile merbut olup, onun terbiye ve idaresinde hareket ederse, böyle olur.
Aksi halde potansiyel olarak insanda bulunan bu geniş mahiyet ve kuşatıcı fıtrat, küfür ve günah hesabına çalışırsa,
o zaman da alabildiğine daralır, alabildiğine alçalır.
İman rehberliğinde kainatı eline alan akıl, küfür rehberliğinde bir iğne deliğine sıkışıp kalır.
Marifet penceresi ile gaybi alemleri seyreden basiret, gaflet örtüsü yüzünden küçük bir zerrede boğulur.
Maddeci akil filozofların atomda boğulup,
onun arkasında işleyen isim ve sıfatları göremediklerinden inkar etmeleri, buna güzel bir misaldir.
Yani kainatta olan biten harika sanatları atomdan bilmek, hakikaten bir zerrede boğulmaktır.
 
"Cezallahu anna seyyidena Muhammeden ma Huve ehlühü "
“ALLAHım O’nu layık olduğu şekilde mükafatlandır.”
her cuma gecesi bu salavat çekilecek inşALLAH
(perşembe akşam namazından sonra)
en az 100 tane
lumiere571.blogspot.com
latahzeninnallahemeana.wordpress.com

asil bir duygu

İnsanın korku ve muhabbete âlet olacak iki cihaz, fıtratında yerleştirilmiştir.
İster istemez, o muhabbet ve korku, ya insanlara veya YARADANA yönelecek.
Halbuki, insanlardan korkmak ise elîm bir beladır;
Çünkü, sen öylelerden korkarsın ki, sana merhamet etmez veya senin istirhamını kabul etmez
Evet, YARADANDAN korkmak, Onun rahmetinin şefkatine yol bulup iltica etmek demektir.Korku bir kamçıdır, Onun rahmetinin kucağına atar. Malûmdur ki, bir anne, meselâ bir yavruyu korkutup sinesine kendi tarafına çekiyor.O korku, o yavruya gayet lezzetlidir. Çünkü şefkat sinesine çekiyor. Halbuki, bütün annelerin şefkatleri, rahmet-i İlâhiyenin bir lem’asıdır.
Demek ALLAH korkusunda azîm bir lezzet vardır.
ALLAH korkusu,
başka hiçbir korkuya benzemeyen, son derece içli ve saygı dolu bir korkudur.
Bu korku diğer korkular gibi insana sıkıntı ve azap veren bir korku türü değildir.
Tam tersine, insana kulluğunu ve aczini hatırlatan, onun aklını ve şuurunu açıp geliştiren, insanı çok üstün bir ahlak seviyesine ulaştıran ve ALLAH'a yaklaştıran saygı dolu bir korkudur
ALLAH korkusu, ahirete olan özlemi artıran, ümit ve şevki körükleyen bir korkudur.
ALLAH'a olan yakınlığı ve sevgiyi kat kat artıran, ona büyük manevi hazlar yaşatan asil bir duygudur.
"...O'na korkarak ve umut taşıyarak dua edin. Doğrusu ALLAH'ın rahmeti iyilik yapanlara pek yakındır." (Araf Suresi, 56)
ALLAH korkusu, insanın imanını, şevkini, ALLAH'a olan sevgi ve saygısını güçlendiren bir duygudur. insanı ALLAH'ın razı olmayacağı bir tavır içine girmekten sakındıran, nefsinin taşkınlıklarını, sınır tanımaz kötülüklerini dizginleyen, sürekli iyilik yönünde harekete geçiren de saygı dolu ALLAH korkusudur.
"Öyleyse güç yetirebildiğiniz kadar ALLAH'tan korkup-sakının, dinleyin ve itaat edin..." (Tegabün Suresi, 16)
Bu korku, insanı kötülüklerden uzaklaştırıp, ALLAH'ın rızasına, rahmetine ve cennetine yaklaştıran, bundan dolayı da çok büyük bir manevi haz içeren bir duygudur. insanı ALLAH'ın sınırlarını korumada, ALLAH'ın rızasını aramada son derece yüksek bir şuura, dikkate ve titizliğe iletir. Sonuçta insanın dünyadaki bu korkusu, onu kıyamet gününün korkusundan ve cehennemdeki ebedi korku ve dehşetten ALLAH'ın izniyle kurtaracaktır.
"...Artık bunların ecirleri RABBleri Katındadır, onlara korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır." (Bakara Suresi, 274)
“Şüphesiz ’izzet ve gücün’ tümü ALLAH’ındır. O, işitendir, bilendir.” (Yunus Suresi, 65)
VE YÜCE ALLAH bütün kainatı yuvarlıyacak
ve o an yüce ALLAH sesini duyuracak
diyecekki
ben YÜCE ALLAH'IM
YÜCE liderlik kimin?
güç bugün kim için?
kraliyet bugün kim için?
ben en YÜCE KRALIM
nerede diktatörleriniz?
nerede sizi ezenler?
kimse cevap veremeyecek
ve
ALLAH diyecek
güç ALLAH'IN
TEK,YÜCE VE KARŞI KONULAMAYAN OLAN ALLAH'IN DIR.
lumiere571.blogspot.com
latahzeninnallahemeana.wordpress.com

2 Ocak 2013 Çarşamba

tek tedavi yolu

BİSMİLLAH'a Hava, Su Gibi Neden Her An İhtiyaç Vardır?

İnsanın maddi aza ve duyguları, nasıl havasız ve susuz bir an yaşayamaz. Aynı şekilde, insanda öyle manevi cihazlar ve hissiyatlar vardır ki, onlar da ALLAH ismine ve manasına o denli muhtaçtırlar.
Âdeta ALLAH ismi onların havası ve suyu mesabesindedirler(Derece, Menzile, Rütbe)

ALLAH, insanın nasıl maddi cihazlarını suya ve havaya muhtaç bir şekilde yaratmış, aynı şekilde manevi cihazlarını da kendi isimlerine muhtaç bir şekilde yaratmıştır.
Bu ihtiyaçtan dolayıdır ki, Kur'an'da en çok zikredilen ve her işin başında zikri emredilen besmele olmuştur.

İnsanın fıtratındaki nihayetsiz acizlik ve fakirlik, ancak ona istinat(dayanma,yalvarma) ve istimdat(yardım istemek) ile tedavi edilebilir. O’na istinat ve istimdat da ancak iman ve ibadet ile mümkündür.
İman ve ibadetin hülasası da besmelede mündemiçtir(saklı olan).

işte böyle...

ALLAH, insanı nihayetsiz bir acizlik ve fakirlik ile donatmıştır.
Ta ki, bu acizlik ve fakirlik cephesi ile aciz ve fakir olmayan Zatı bulsun ve Onu, o hislerle tanısın.
Ama bunun yanında ALLAH, insana cüzi ve farazi bazı mizan ve duyguları da vermiştir. Ta ki, kıyas ile kendi mutlak ve nihayetsiz sıfatlarını idrak etsin. İnsana cüzi ve farazi olarak irade, ilim, kudret gibi şeyleri vermiş. İnsan bu farazi hatlarla kıyas yapıyor.
Mesela der; ben cüzi kudretimle şu küçük hanemi inşa ettim, ALLAH ise sonsuz kudreti ile şu kainatı inşa ediyor. Yine, ben cüzi ilmim ile şu müspet ilimleri keşif ettim, O ise sonsuz ilmi ile her şeyi bilir, ve hakeza. Aslında o cüzi ilim, irade ve kudretin hepsi, vehmi ve farazi şeylerdir. Hakikatte insanın elinden hiçbir iş gelmez, hiçbir şeyi yapamaz.
Ama dalalet ve küfürden gelen bir fikir ile o farazi ve cüzi olan benlik duygusu, hakiki ve külli şekline dönüşüp, insanı ALLAH’ın karşısına dikmiştir. Halbuki insanın sermeyesi hiç hükmündedir, en küçük ihtiyacını temin etmekten aciz, en basit şeyi yaratmaktan yoksun bir mahiyettedir. Yani vücut bakımından insan gayet zayıf ve incedir, hiçbir şeyi yapacak ve yaratacak güce sahip değildir, aynı zaman da her şeye de muhtaç bir mahiyettedir.
Vücut bakımından ince ve zayıf olması ve hiçbir şeye tahammül edememesi, insanın sermaye ve iktidar bakımından bir hiç olduğuna işarettir. Sahip olduğu tek şey, tartışmadan kurtulamamış basit ve zayıf bir iradeden ibarettir. İnsanın hakiki mahiyeti bu iken, felsefe ve küfürden gelen fikir ile insan, adeta ALLAH’a karşı meydan okuyan bir tavra giriyor, tıpkı ateş böceğinin ışıkçığı ile güneşe meydan okuması gibi...

takım ruhu

Bütün kainat ve içindeki her şey bir takım ruhu ile insana hizmet ediyor.
Güneş insan için doğar, insan için batar. Bulutlar insan için toplanıp dağılır. Dağlar insan için yerinde sebatla oturur...
Bu keyfiyetlere bakıldığı zaman, bütün mevcudat insanın hayatına ve yaşamasına hizmet ediyor ve alacaklı duruma geçiyor. Onların insanlardan hal dili ile talep ettiği tek ücret ise, insanın ALLAH’a karşı iman ve ibadetleridir. Yani kainatın insana bir takım gibi hizmet etmesinin ana sebebi, insanın ALLAH’a olan kulluğudur.
Şayet insan iman ve ibadeti terk ederse bütün kainatın maksadını inkar ve hizmetini hafife almış oluyor. Böyle bir çirkinliğe karşı elbette kainat ve onun sahibi olan ALLAH ilgisiz ve kayıtsız kalmaz. Elbette insana bunun hesabını sorar.

Amiyane bir temsil ile bu meseleye şöyle bakabiliriz:
Bir futbol takımı topu sürerek getirip golcülerine verse, golcü de topu kaleye atma imkanı varken boş alana atsa


o takımın emeğini ve gayretini heba etmiş ve takım arkadaşlarına büyük bir haksızlık ve zulüm etmiş sayılır. Elbette takımın teknik sorumlusu bu gölcüden hesap sorar ve sormalıdır.


Aynı şekilde kainat da bir takım gibi ALLAH’ın tedbir ve terbiyesi ile hayatı sürüp insana veriyor,

insan da bu hayatı ibadet kalesine atıp hanesine puan yazdırması gerekirken, hayatını küfür ve gaflet boşluğuna atıp bütün kainatın hakkına ve hukukuna tecavüz etmiş oluyor.
Güneş ALLAH’ın varlığına ve birliğine kuvvetli bir ayet iken,
onun ayet yüzünü inkar ederek ona tapınmak, ona bir hakaret ve tecavüzdür.
Elbette kainatın yaratıcısı ve müdebbiri olan ALLAH insandan dehşetli bir hesap soracaktır.
İki kelime vardır Söylemesi çok kolaydır Terâzîde çok ağır gelirler ALLAHÜ teâlâ, bu iki kelimeyi çok sever
SÜBHANALLAHİ VEBİHAMDİHİ SÜBHANALLAHİLAZİM
Ocak ayının sonuna kadar(SÜBHANALLAHİ VEBİHAMDİHİ SÜBHANALLAHİLAZİM)cekilecek inşALLAH
hacet namazını kılanlar
nıyeti (katılan enaz 100 tane çekene ve encok çekene
iman, saglık ,sıhhat,afıyet huzur iki cihanda saadet ve selamet, ALLAHIN rızası ,
firdevs cenneti ve katılanların muradlarının olması ) olacak inşALLAH
lumiere571.blogspot.com

latahzeninnallahemeana.wordpress.com